ESARETİN BEDELİ

ESARETİN BEDELİ

korktukça tutsak, umut ettikçe özgürsünüz..
umut etmek işkenceyi uzatır...

1994 yapımı bir filmdir.
IMDB sitesinde 420,000'den fazla kişinin oylarıyla 10 üzerinden 9,2 puan almış ve gelmiş geçmiş en iyi filmi seçilmiştir. Aynı zamanda tüm türler arasında dünyanın en beğenilen ilk 3 filmi arasındadır.
dünyada ençok begenilen film olma özelligine sahip olan esaretin bedeli filmi
gerçekten güzeldir tekrar tekrar seyredilesidir.
andy nin umudu red in sözleri brooksun aglatması hep gerçekçidir.
benim şahsen en begendigim karakter brooksdur.
filmlerde aglamayan hatta aglanan yerlere gülen ben brooksun sahnelerinde
gözyaşlarıma hakim olamamışımdır.
sevgili ana baba veya çok sevdiginiz bir arkadaşla kesin izlenmesi gerekir
çünki sonunda ki okyanus sahnesinde sarılacak biri arıyosunuz ( yada ben böyleyim.)
filmin Türkçe dublajı orjinalinden bile güzeldir.hele morgan freemanın sesini yapan arkadaşı bin kere kutluyorum

Konusu:Şaibeli bir şekilde karısını öldürmek suçundan Shawshank Hapishanesi`ne gönderilen Andy Dufresne (Tim Robbins), burada hiç alışık olmadığı bir hayat mücadelesi vermeye başlar. Hapishanede tanıştığı Ellis Boyd Redding (Morgan Freeman) en yakın dostu olur ve kendi deneyimleriyle Dufresne'e mücadele gücü verir. Bundan bir kaç yıl sonra Shawshank Hapishanesi`ne bir grup daha gelir. Bunlardan bir tanesi Tom, Andy Dufresne ile tanışır. Tom da Andy`nin suçsuz olduğunu söyler. Ama hapishane müdürü Tom`u öldürtür... Bir gün Andy odasında yoktur. Hapishane müdürü, gardiyanlar, en yakın arkadaşı Red`e sorarlar, ama kimse bilmiyordur. Müdür çılgına döner. Andy`nin keskisiyle yaptığı taşlardan birini duvardaki postere atar ve poster delinir. Posteri kaldırdıklarında bir tünel görürler. Andy 19 yıl boyunca keskiyle kazdığı bu tünelden kaçmıştır. Red onun kurtulmasına çok sevinir. Daha sonra onu özlemeye başlar. Red`e hapishane tarafından her 10 yıl da bir sordukları "ıslah oldun mu?" sorusu sorulur. Red de daha önceki cevapalarından farklı gayet haklı cevaplar verir. Konuşmalarında inandırıcıklar vardır. Serbest bırakılır. Özgürlüğüne kavuşur. Andy`e verdiği sözü tutar. Onu bulmak için Meksika`da okyanusun kıyısında bir kasabaya gider, ve orada buluşurlar.



  1. DİYALOGLAR
    -------------------------
    -buradan hiç çıkabileceğini düşünüyor musun?
    -ben mi?
    -evet.
    -bir gün uzun beyaz sakallarım olup 2 veya 3 misketin yukarılarda zıpladığı zaman.
    -sana nereye gideceğimi söyleyeyim. zihuatanejo.
    -ne dedin?
    -zihuatanejo. meksika'da. pasifik okyanusu'nda küçük bir yer. meksikalılar pasifik hakkında ne derler biliyor musun? hiç hafızası olmadığını söylerler. işte hayatımın geri kalanını burada yaşamak istiyorum. hiç hafızası olmayan sıcak bir yer. tam kumsalda küçük bir otel. eski değersiz bir tekne alıp onu yeniymiş gibi onarmak. misafirlerimi balığa çıkartmak. zihuatanejo. böyle bir yerde, birşeyler temin etmesini bilen bir adam işime yarar.
    -dışarıda başaracağımı sanmıyorum. hayatımın çoğunu burada geçirdim. ben kurumsallaşmış bir adamım. aynen brooks gibi.
    -kendini küçümsüyorsun.
    -hiç sanmıyorum. burada herşeyi getirebilecek bir adamım; fakat dışarıda ihtiyacın olan tek şey sarı sayfalar. nereden başlarım bilemiyorum. pasifik okyanusu mu? lanet.
    bu kadar büyük birşey,beni korkudan öldürür.
    -beni değil. karımı vurmadım ve sevgilisini de vurmadım. her ne suç işlediysem, fazlasıyla ödedim. bir otel, bir tekne...fazla şey istediğimi sanmıyorum.
    -bunu tek başına yapmamalısın. bu sadece lanet olası bir rüya. meksika buradan bayağı uzakta ve sen de buradasın. ve olan herşey bundan ibaret.
    -evet, haklısın. herşey bundan ibaret. orası uzakta ve ben buradayım. sanırım basit bir seçim yapmalıyım. hızlı yaşamak mı... yoksa hızlı ölmek mi?


    tim robbins : umut.
    morgan freeman :umut??.
    morgan freeman :sana birşey söyleyeyim, dostum.
    morgan freeman :umut tehlikeli birşeydir.
    morgan freeman :umut bir insanı delirtebilir.
    morgan freeman :içerideyken hiçbir faydası yoktur.
    morgan freeman :bu fikirden vazgeçsen iyi olur.
    tim robbins :brooks'un yaptığı gibi mi?

    red =buraya nasıl düştün?
    andy =ben masumum.
    red =burada kimse suçlu değil ki zaten.


    İLGİNÇ BİLGİLER
    ----------------
    *mahkumlara dinletilen şarkı 1968 kaydıdır. yöneten karl böhm'dür. kayıttaki orkestra ve koro deutsche oper berlin'indir. deutsche grammophon'dan çıkmadır.
    *tommy williams rolü için ilk olarak brad pitt'in düşünüldüğü film!..
    *7 dalda oscar adayı olmuş hiçbirini kazanamamıştır.
    *tim robbins rolü ilk kevin costnere teklif edilmiş costner kabul etmemiş film tutuluncada acayip pişman olmuştur
    *yeni gelen "fish"leri karsilayanlardan birisi morgan freeman'in oglu, bogs'u tasidiklari ambu;ans cekimler sirasinda bozulmus ve cekim ekibi ambulansi itmis, cezaevinde bagiranlar yetmedigi icin cekimlerde gardiyanlar da bagiriyomus, filmin en basinda andy'nin silaha kursun doldurma sahnesinde o eller aslinda yonetmen frank darabont'a ait (o sahne sonradan eklenmis),tim robbins'in icinde emekledigi bok cukurunda ise aslinda cikolata surubu varmis.

    BROOKSUN MEKTUBU ( çogu kişiyi etkilemiştir okumakta fayda var)
    ---------------------------------------------------------------

    sevgili dostlarım,
    dışarının bu kadar hızlı büyüdüğüne inanamadım. çocukken bir keresinde araba görmüştüm... fakat şimdi her yerdeler. dünya büyük lanet bir acele içinde. şartlı tahliye komisyonu beni bu yarım eve soktu adı "biracı"... ve bir iş; alışveriş mağazasında yiyecekleri poşetliyorum. zor bir iş ve ben dayanmaya çalışıyorum fakat çoğu kez ellerim acıyor. mağaza müdürünün beni pek fazla sevdiğini sanmıyorum. bazen işten sonra, parka gidip kuşları besliyorum. ve jake'in ( not: brooks'un hapishanede besleyip sonra özgür bıraktığı kuş) birden çıkıp bana merhaba diyeceğini düşünmeye başlıyorum. fakat bu hiç olmuyor. umarım, her neredeyse, iyidir ve yeni arkadaşları vardır.

    geceleri uyumakta zorlanıyorum. kötü rüyalar görüyorum yere düşüyormuşum gibi. korkarak uyanıyorum. bazen nerede olduğumu hatırlamak biraz zamanımı alıyor. belki bir silah alıp mağazayı soymalıyım ki beni evime geri yollasınlar. oradayken müdürü vurmalıydım. bir çeşit ikramiye gibi. sanırım artık bu tür saçmalıklar için çok yaşlıyım. burayı sevmiyorum. her zaman korkmaktan yoruldum. kalmamaya karar verdim. sanırım benim gibi yaşlı bir hırsız için fazla üzülmezler.

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !